Kimim Ben?

Kendini arayan bir seyyahım, kendime göçerim…

Gönül insanı ne demek?

İnsan düşünmeden edemiyor, gönül insanı ne demek? Sevgi ve aşk ile ilgili arabeskî ifadeleri andırıyor sanki. Gönül adamı gibi mesela. M. Fethullah Gülen hocaefendi bir yazısında şöyle diyor:

Gönül insanı, herkese sinesini açar, herkesi şefkatle kucaklar ve toplum içinde hep bir sıyanet meleği görüntüsü sergiler.

Burda çok ömenli mesajlar gizli aslında. Gönül insanı, en başta bahsettiğimiz gibi bir ifade değil yani aslında. Herhangi bir arabeskî içeriği yok bunun… Herkesi şefkatle kucaklamaktan bahsediyor, herkese sinesini açmakla bağlıyor olayı. Demek ki içinde hâ lâ bir sevgi oluşumu mevcut. Aşk dediğin sevginin biraz ileri gitmiş hâli değil mi zaten… Ama Aşkın da bir çok çeşidi vardır illa ki. Neyse efendim, konumuza dönelim.

Sıyanet meleği diyor. Sıyanet ne demek diye açık sözlüğe bakıyorum;

1. Muhafaza etme, koruma, saklama

2. Himaye

Yani, hep koruyucu insan olmalı ki, gönül insanı olabilsin. Şöyle saf bir zihinle, selim bir akılla baksak meseleye, ne kadar da muhtacız böyle gönül insanlarına. Biz olamasak bile, birilerini bulmalıyız ki, rahata, huzura erelim.

Allah bizi sıyanet meleklerinden ayırmasın.

13 Ekim 2006 Yazan: Kimim ben? | Ölçü | | 2 Yorumlar

Ağlamak…

Ağlamak her babayiğidin harcı değil aslında. Erkeklik öğretilerimiz susmayı, içine atmayı öğütlüyor hep! Erkek adam ağlamaz ne de olsa.

Bir yönüyle keyfiyete bakmalı bunu söylerken, sulu göz olmamalı, evet. Ama bsbütün kaskatı bir kalple ağlamayan erkek adam olmaktan ziyade ağlayabilen adam olmak işin makbulü…

İşte bu manada bir ağlamak var ki, dillere destan…

Zaman Gazetesi yazarlarında Abdullah Aymaz’ın yazısını okumalı, gerçekten ağlamanın manasını kavramak için…

Sokakta, bir kenara çekilip ağlayan beyefendi bir insanla karşılaşmış ve ilgilenmiştim. Bu koca adam ne diye böyle sarsıla sarsıla ağlayıp gözyaşı döküyordu; dikkatimi çekmişti. Yanına yaklaştım, derdine ortak olmak istedim. Ama o kendi halinde kalmak istiyordu. Yakınımızda işyerim vardı, davet ettim, gelmek istemiyordu. ‘Gel bir çay içelim. Sana bir şey sormayacağım. Seni bu halde bırakıp gidemem, ne olur beni kırma.’ diye yalvardım, yakardım ve sonunda ikna ettim. Odama geçip oturduk. Bir müddet sessiz kaldıktan sonra yavaş yavaş açılmaya başladı. ‘Bir eğitim projemiz vardı. Durumları çok iyi olan bir iş sahibinden büyük bir destek sözü almıştım. Her şey tamamdı; ama şimdi onlar bunu yerine getiremiyorlar. Her şey altüst oldu. Ben şimdi ne yapacağım?’ diyordu. Biraz daha deşince meseleyi kavradım ve güzel insanın daha fazla üzülmemesi için o yükün altına girdim. O zaman sevincini görecektiniz!..”

Eğitim projeleri adına ağlayan insanlar var demek ki memlekette, vay canına… Yazının tamamını okumadan geçmeyelim biz en iyisi:

http://www.okullar.frih.net/viewtopic.php?t=43

13 Ekim 2006 Yazan: Kimim ben? | Hissiyat | | Henüz Yorum Yok